“Cinsellik hayvanlarda olduğu gibi üreme maksatlı çiftleşmeden ibaret değil, zevk alma amaçlı yapılan sosyal bir faaliyettir. İnsanın kendini gerçekleştirdiği alanlardan biridir. Cinsel iyilik hali, genel bedensel ve ruhsal iyilik halinin bir parçası olduğu için cinsel alanda yaşanan sorunlar ister istemez ruh sağlığını etkiler.

Özellikle depresyon, distimi gibi duygudurum bozuklukları ile kaygı bozuklukları cinsel alanda yaşanan sorunlara eşlik eder. Cinsel alanda yaşanan sorunlar tek kişiye ait sorunlar olduğu kadar çifte ait sorunlar olduğu için varlıkları ilişki kalitesini olumsuz olarak etkileyebilir”

Sosyal olarak dezavantajlı bir grup olan kadınlar, ruhsal bozukluklar alanında erkeklerden daha fazla temsil edilirler. Ancak cinsel işlev bozuklukları cinsiyet bağımlı bozukluklar olduğu için bu alanda iki biyolojik cinsiyet birbiriyle karşılaştırılamaz.

Türkiye’de cinsiyete göre en sık görülen cinsel işlev bozuklukları erkeklerde ereksiyon (sertleşme) güçlüğü ve kadınlarda orgazm bozukluklarıdır. Ereksiyon bozuklukları genellikle hayat gailesi, monoton cinsel yaşam, ilişki sorunları gibi etmenlerden köken alır. Cinsel performans endişesi de ereksiyonu son derece olumsuz etkiler. Kadında orgazm bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri kadının cinsellikten zevk almasının ayıp olduğuna dair örtük mittir. Önemli nedenlerden birisi de ön sevişmenin kısa tutulduğu veya hiç olmadığı cinsel ilişkilerdir.

Yılın bir gününün cinsel sağlık günü olarak kutlanması ne kadar güzel olsa da cinsellik alanında yaşanan sıkıntıların azaltılabilmesi için anaokulundan başlayarak çocuklara cinsel eğitim verilmesi, evlilik öncesi çiftlere cinsel danışma hizmeti sağlanması, toplumun cinsellikle alakalı mitler konusunda aydınlatılması ve tüm bunlar için yasal altyapı oluşturulması gereklidir. Bu yasal altyapıya toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayan ve dezavantajlı sosyal grupları koruyan yasalar da dahildir.